Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Tarihçesi

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), ilk kez 20. yüzyılın başlarında tanımlanmış bir durumdur. 1902 yılında Sir George Still, “ahlaki kontrol eksikliği” olarak adlandırdığı bir durumu tanımlamış ve bu durumun fiziksel bir temele dayandığını öne sürmüştür. 1960’lı yıllarda “Minimal Beyin Disfonksiyonu” olarak adlandırılan bu durum, 1980’lerde DSM-III’te “Dikkat Eksikliği Bozukluğu” olarak yerini almıştır. Daha sonra, hiperaktivite bileşeninin eklenmesiyle “Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu” adını almış ve günümüzde hala bu isimle bilinmektedir.

Epidemiyolojisi

DEHB, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaygın bir şekilde görülen bir bozukluktur. Çocukluk çağında %5-7 oranında, ergenlerde ve yetişkinlerde ise %2-5 oranında görüldüğü tahmin edilmektedir. Erkeklerde kızlara oranla daha sık tanı almaktadır, bu oran çocuklarda yaklaşık 3:1’dir. Ancak kızlarda tanı daha az hiperaktivite ama daha fazla dikkat eksikliği belirtileri nedeniyle gözden kaçabilmektedir.

Kısa Bilgi

DEHB, dikkat dağınıklığı, hiperaktivite ve impulsivite (dürtü kontrol eksikliği) gibi temel belirtilerle karakterize edilen nörogelişimsel bir bozukluktur. Bu belirtiler çocuğun yaşamının çeşitli alanlarında (okul, ev, sosyal ilişkiler) belirgin bir şekilde sorunlara yol açabilir. Belirtiler genellikle 12 yaşından önce başlar ve çoğu zaman yetişkinlikte de devam eder. DEHB’nin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik yatkınlık önemli bir rol oynar. Bunun yanında, çevresel faktörler (gebelik sırasında sigara ve alkol kullanımı, erken doğum gibi) de etkili olabilir.

Tedavi ve Yardım

DEHB tedavisi genellikle multidisipliner bir yaklaşım gerektirir ve bireyin yaşına, belirtilerin şiddetine ve işlevsellik seviyesine göre şekillendirilir. Tedavi yöntemleri şunları içerir:

  1. Eğitimsel ve Davranışçı Müdahaleler: Çocuğun okul ortamında desteklenmesi ve davranış yönetimi stratejileri.
  2. Psikoeğitim: Aile ve öğretmenlerin bilgilendirilmesi ve desteklenmesi.
  3. İlaç Tedavisi: 
  4. Psikoterapi: Bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemler, özellikle ergen ve yetişkinlerde etkili olabilir.

DEHB tanısı veya tedavisi konusunda bir şüphe durumunda ailelerin bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurması önerilir. Okul ortamındaki sorunlar için rehberlik servisleriyle de işbirliği yapılabilir.

Son Söz

DEHB, uygun destek ve tedavi ile yönetilebilir bir durumdur. Erken tanı ve müdahale, çocuğun potansiyelini en iyi şekilde gerçekleştirebilmesi için kritik bir öneme sahiptir.